Bulut Bilişim Nedir? Hizmet Modelleri ve Avantajları

Bulut veri merkezi ve sunucu altyapısı

Bulut Bilişim Nedir? Hizmet Modelleri ve Avantajları

Bulut bilişim, kendi bilgisayarınızda değil, internet üzerinden başka bir yerde çalışan kaynakları kullanmak anlamına geliyor. Kelime, bilgisayarların ilk dönemlerinde kullanılan bir metafordu: veri ve işlem gücü, uzaktaki bir bilgisayarda bir araya geldiği için bulut üzerinde duruyor diye düşünülüyordu. Bugün bu metafor gerçek bir altyapıya dönüşmüş durumda ve çoğu insan günlük hayatında bulut bilişimi fark etmeden kullanıyor.

Fark etmeden kullanmak kolay çünkü ayırt ettiğiniz şey genellikle isim değil. Telefonunuzdaki fotoğrafları yedeklediğinizde, bir dosyayı başkasıyla paylaştığınızda veya bir işi internet üzerinden yürüttüğünüzde muhtemelen bulut hizmeti kullanıyorsunuz. Kurumsal tarafta ise şirketin dosyalarının kendi sunucusunda değil, dışarıdaki bir merkezde durması yaygın bir tercih hâline geldi.

Hizmet modelleri

Bulut hizmetleri genellikle üç temel model üzerinden sunuluyor ve bu ayrım, kimin neyi yönettiğini belirliyor.

Hizmet olarak altyapı. Sanal makineler, depolama alanı ve ağ gibi temel kaynakları size sunulur. Bu kaynakları kimin yönettiği konusunda çok esnek hareket edebilirsiniz; işletim sistemi kurmaktan yedekleme stratejisi belirlemeye kadar kararlar size kalır. Bir uygulamayı taşımak istediğinizde bu model genellikle en uygun olanıdır çünkü altyapı üzerindeki kontrol sizdedir.

Hizmet olarak platform. Uygulama geliştirme ortamı sunulur. İşletim sistemi, veritabanı ve çalışma zamanı hazır gelir; siz sadece kendi uygulamanızı yazarsınız. Ekiplerin en sık tercih ettiği model bu, çünkü sunucu bakımıyla uğraşmadan kod yazmaya odaklanmayı sağlıyor.

Hizmet olarak uygulama. Kullanılabilir bir uygulama doğrudan verilir. E-posta servisi, ofis yazılımı, muhasebe programı veya video konferans aracı bu kapsamda. Kullanıcı teknik hiçbir şeyle uğraşmaz; tarayıcıdan girip işini yapıyor. Bireysel kullanıcıların çoğu farkında olmadan bu modeli kullanıyor.

Bu modeller bir hiyerarşi değil, bir süreklilik. Veri tabanı gerektiren küçük bir projede uygulama hizmeti alıp onun altına yazılım gömmek yerine, doğrudan uygulama hizmeti almak daha mantıklı olabilir. Karar, ne kadar kontrol istediğinize bağlı.

Türkiye’de durum

Türkiye’de bulut kullanımı özellikle son birkaç yılda belirgin biçimde arttı. Kamu tarafında e-Devlet altyapısının ölçeklenebilir bir yapıya geçmesi, bazı bakanlıkların hizmetlerini bulut üzerinden sunmasına yol açtı. Vergi ve e-fatura uygulamaları, bankacılık altyapısı ve telekom operatörlerinin büyük bölümü bugün bulut hizmetleri üzerinden çalışıyor.

Bunun pratik bir sonucu var: Günlük hayatımızda kullandığımız birçok kamu hizmetinin arkasında aynı altyapı bulunuyor. e-Fatura görüntüleme, e-Beyan ve SGK işlemleri gibi uygulamaların kesintisiz çalışması büyük ölçüde bu altyapının kararlılığına bağlı.

Özel sektörde ise daha çeşitli bir tablo var. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin çoğu kendi sunucusunu almak yerine hazır uygulama hizmetleri kullanmayı tercih ediyor; bu, hem başlangıç maliyetini düşürüyor hem de bakım yükünü ortadan kaldırıyor. Büyük kurumlar ise kendi veri merkezlerini işletmeyi sürdürürken bazı iş yüklerini buluta taşıyor.

Avantajlar ve bedeli

Bulutun en güçlü yanı esneklik. Talep yükseldiğinde kaynaklar büyüyor, düştüğünde küçülüyor. Sabit bir sunucu almak, yıl boyunca ölçülemeyen bir kapasite için para ödemek anlamına geliyor; bulutta bu maliyet artan kullanımla birlikte oluşuyor.

İkinci güçlü yan erişilebilirlik. Bir dosya, nerede çalıştığına bakılmaksızın internet üzerinden erişilebilir durumda. Bir ekip farklı şehirlerden aynı belge üzerinde çalışabiliyor; cihaz değiştirmek veri taşımak anlamına gelmiyor. Bu özellikle uzaktan çalışmanın yaygınlaştığı dönemde belirleyici oldu.

Ancak bedeli de göz ardı edilmemeli. Bulutta aylık faturalar genellikle sabit ve tahmin edilebilir değildir; kaynak kullanımı arttıkça maliyet de artıyor. Bazı kurumların bulut harcamalarını şaşırtıcı biçimde yüksek bulduğu haberleri yaygın. Kaynakların etiketlenmemesi ve gereksiz kaynakların açık bırakılması, kontrolsüz maliyet artışının en yaygın nedeni.

Bağımlılık konusu da önemli. Veriniz bulutta olduğu için hizmet sağlayıcısı değiştiğinde taşımak gerekiyor. Bu, verinin belirli bir biçimde kilitlenmesi anlamına gelebiliyor; özellikle özel bir veritabanı yapısı kullanan uygulamalarda taşıma süreci beklediğinizden zor olabiliyor. Sözleşmelerde veri çıkışının nasıl yapılacağı ve ne kadar sürede sağlanacağı açıkça yazılmamışsa, sorun çıktığında elde bir şey kalmayabilir.

Güvenlik tarafı

Bulut güvenliği en çok tartışılan konulardan biri. İlk kaygı, verinin başkasının sunucusunda durması. Bu kaygı büyük ölçüde azalmış durumda; çünkü büyük sağlayıcılar veri merkezlerini çok katmanlı güvenlikle koruyor ve bunları denetleyebilmek mümkün. Hatta birçok kurum kendi sunucusunda yıllardır düşünmediği güvenlik önlemlerini bulut sağlayıcısının standart paketiyle ücretsiz olarak almaya başladı.

Ama tamamen risksiz değil. Bulut güvenliğinde en sık görülen hata yapılandırma hatasıdır. Depolama alanının yanlışlıkla herkese açık hâle gelmesi, en çok veri sızıntısının yaşandığı senaryolardan biri. Erişim kuralları varsayılan olarak kapalı gelir; siz açmadıkça bir şey açılmaz. Bu yüzden erişim politikalarını gözden geçirmek düzenli bir iş olmalı.

İkinci sık konu, kimlik doğrulama. Bulut hizmetlerine erişim genellikle bir kullanıcı hesabıyla yapılıyor ve bu hesap çalınırsa saldırgan tüm kaynaklara ulaşabiliyor. İki adımlı doğrulamayı zorunlu hâle getirmek, en etkili tek önlem.

Kimin kullanması gerektiği

Bulut, kullanım biçimine göre bazı iş yükleri için doğru tercih, bazıları için gereksiz bir maliyet. Düzenli ama öngörülebilir yükü olan bir sistemde kendi sunucunuzu işletmek daha mantıklı olabilir; ani dalgalanmaların çok olduğu bir sistemde ise bulut belirgin biçimde avantajlı.

Kurumsal ölçekte en büyük yanlış, buluta geçişi bir altyapı sorunu gibi görmek. Asıl mesele altyapı değil, kurumun kendi operasyonel alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor. Kimin hangi kaynağa eriştiği, maliyetlerin nasıl takip edileceği ve bir sorun çıktığında kimin müdahale edeceği belirlenmeden taşıma yapılırsa, bulut daha fazla karmaşıklık yaratır.

Kısaca

Bulut bilişim, bilgi işlem gücünü ve depolamayı satın almak yerine internet üzerinden paylaşmanın adı. Esneklik ve erişilebilirlik sağladığı için çoğu iş yükü için makul bir tercih; ama maliyet kontrolü ve veri taşınabilirliği konusunda baştan karar verilmesi gerekiyor. Aksi hâlde başlangıçtaki tasarrufun yerine, büyüyen bir maliyet tablosuyla karşılaşmak mümkün.

Sanalsinif.net kurucusu ve editörü. Anadolu Üniversitesi İşletme mezunu. 2008 yılından bu yana eğitim, teknoloji, bilim ve kültür konularında Türkçe içerik üretiyor.

Yorum gönder