PISA 2025 Sonuçları: Türkiye’nin Gerçek Yeri Nerede
Bu yazı zamanla güncellenecek
Bu yazı PISA 2025 sonuçlarına dayanmaktadır. Sonraki PISA dönemi açıklandığında ve yeni karşılaştırmalar yayımlandığında yenilenmelidir.
En güncel yazılar için anasayfaya bakabilirsiniz.
Eylül 2026’da açıklanan PISA 2025 sonuçları, Türkiye’de eğitim gündeminin en çok konuşulan konularından biri oldu. Bakanlık sonuçları “Türkiye her alanda en fazla yükselen ülke” olarak açıklarken, rakamlar hem gerçek bir iyileşmeyi hem de tamamen çözülmüş bir sorun olmadığını birlikte gösteriyor. Rakamları doğru okumak, gelişmeyi abartmamak kadar olduğu gibi küçümsememek de önemli.
Temel puanlar ne?
PISA, 15 yaşındaki öğrencileri üç alanda ölçüyor: fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik. Türkiye’nin 2025 sonuçları şöyle:
– Fen bilimleri: 494 puan. OECD ortalaması 482, tüm ülkeler ortalaması 443.
– Okuma becerileri: OECD ortalamasının üzerinde.
– Matematik: OECD ortalamasının altında.
Yani Türkiye iki alanda OECD ortalamasını aştı, bir alanda geçemedi. Bu, “Türkiye iyi” ya da “Türkiye kötü” diye okunacak bir tablo değil; alan alan değerlendirilmesi gereken bir tablo.
Sıralamada yükseliş
Daha çarpıcı olan, 2022’ye göre kaydedilen sıralama değişimi. Türkiye fen bilimlerinde 15, okuma becerilerinde 18 ve matematikte 11 basamak yükseldi. Bakanlığın aktardığı göreli sıralama konumunda yüzde 52’lik bir iyileşme gerçekleşti. Bu, birkaç yılda elde edilmiş önemli bir mesafe.
Ancak burada bir ayrıntı var: sıralamadaki yükseliş ile puan ortalaması her zaman aynı şeyi göstermez. Bir ülkenin rakiplerinden daha hızlı yükselmesi, mutlak puanının yeterince yüksek olduğu anlamına gelmez. Bu yüzden “Türkiye dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip” çıkarımı, verilerin desteklediği bir iddia değil.
İlk kez ölçülen alan: hesaplamalı problem çözme
PISA 2025’te ilk kez ölçülen “hesaplamalı problem çözme” alanında Türkiye 473 puan aldı; OECD ortalaması ise 500. Bu alan, günlük hayattaki bir durumla karşılaşan öğrencinin hangi bilgiyi kullanacağını seçmesini ve sonra işlem yapmasını ölçüyor.
Bu sonucun, Maarif Modeli’nin tam da üzerinde durduğu beceriyle örtüştüğü görünebilir: bilgiyi hatırlamak değil, bağlam içinde kullanmak. Ama şunu da söylemek gerekir: bu alanda OECD ortalamasının altında kalmak, sorunun hâlâ çözülmediğinin göstergesi. Sadece “iyileşme var” demek, eksik olan tarafı görmezden gelmek olur.
Bu sonuçlar neyi ölçüyor, neyi ölçmüyor?
PISA’nın sınırlarını bilmek, sonuçları doğru yorumlamak için gerekir.
15 yaş ve tek bir ölçüm. PISA 15 yaş grubunu ölçüyor. 40 yaşındaki bir mühendisin bilgisi hakkında hiçbir şey söylemiyor. Bir ülkenin eğitim sisteminin kalitesi, PISA puanıyla ölçülemez.
Ülke ortalaması, okul ortalaması değil. Türkiye ortalaması 494. Bu, bazı okulların çok üstünde, bazılarının belirgin altında olduğu anlamına geliyor. Ülke ortalaması yükseldiğinde bile okullar arası fark kapanmamış olabilir.
Üç alan. Fen, okuma ve matematik ölçülüyor. Sanat, beden eğitimi, mesleki beceri, öğrenci motivasyonu, sınıf ortamı ve öğretmen-öğrenci ilişkisi ölçülmüyor.
İki yılda bir. PISA üç yılda bir uygulanıyor. Yani 2025 sonuçları, öğrencilerin o yaşta geçirmiş olduğu eğitim sisteminin bütününü yansıtmıyor; onların ilk yıllardaki deneyimleri de bu sonuçların içinde.
Sıralama mı, yetkinlik mi?
Türkiye’nin fen ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıkması gerçek ve anlamlı bir başarı. Ama tek başına yeterli değil. Bir ülkenin eğitim sistemi, öğrencilerine yalnızca test puanı değil; okuma alışkanlığı, yazma becerisi, problemi kendi kurabilme kapasitesi, işbirliği yapma ve kendi öğrenmesini yönlendirme yetkinliği kazandırıyor.
PISA’nın ölçmediği bu beceriler, çoğu zaman okul dışında gelişiyor: evde okuma alışkanlığı olan bir çocuk, kitap okumadığı bir çocuğa göre okuma puanında daha yüksek sonuç alıyor.
Sonuçlar aile için ne söylüyor?
Ülke ortalamasındaki yükselişin veliler için pratik bir karşılığı yok. Ders çalışma biçimi değişmediği sürece, puan artışı tek başına çocuğun notlarını yükseltmiyor.
Alınabilecek somut ders şu: fen ve okumada üstün sonuçlar, sınavla değil, uzun süreli okuma alışkanlığıyla ve merakla elde ediliyor. Matematikteki açık ise hesaplamalı problem çözmede; bu da ezberle değil, problemi kurma pratiğiyle kapanır.
Kısacası PISA 2025, Türkiye için iyi bir haber. Ama tek başına bir başarı ölçüsü değil; nereden gelindiğini ve nereye gidileceğini birlikte göstermesi gereken bir fotoğraf. Bu fotoğrafın en değerli kısmı, boşlukları da görünce yorumlanabilmesi.















Yorum gönder