Erteleme Alışkanlığı: Prokrastinasyonu Kırmanın Gerçekçi Yolu
Prokrastinasyon tembellik değildir. Duygusal bir sorunun davranışsal bir yansımasıdır. Bir işi ertelemenizin sebebi genellikle o işin kendisi değil, o işle uğraşırken hissedilen şeydir: belirsizlik, başarısızlık korkusu, sonucun kötü çıkma olasılığı. Bu yüzden “daha çok motive ol” demek işe yaramaz; motivasyon zaten sorunun sonucu, nedeni değil.
Erteleme şekilleri
Herkes aynı şekilde ertelemez. Bazıları işe hiç başlamaz, bazıları başlar ve bitiremez. İkinci grup daha sinsidir: Öğrenci iki saat boyunca “hazırlanacağım” diye not defteri açıp başlıkları altını çizer, sayfaları renklendirir, sonra hiçbir şey yapmaz. Bu, çalışıyor gibi görünen ertelemedir.
Neden işe yarıyor
Erteleme kısa vadede rahatlama sağlar. Sinirli bir konuyu açmak yerine telefonu eline almak anında rahatlama verir. Bu rahatlama güçlü bir pekiştireçtir ve davranış tekrarlanır. Bir hafta sonra aynı iş yine ertelenir, çünkü ertelemenin faydası hafızadaki taze kalıyor.
İşe yarayan yöntemler
Süreyi beş dakikaya indirin. “Makaleyi bitireceğim” yerine “beş dakika açıp başlıkları göreceğim”. İkişe-yüzyıl kuralı: beş dakika çalışırsanız devam etme isteği çoğu zaman kendiliğinden gelir. Karşı koyamayacağınız işlerde bu, en işe yarayan ilk adımdır.
Eşiği görünür kılın. Gece boyunca “yarın sabah” deniyorsa erteleme kolaydır; sabah karşısına “yarın” çıkmadığı için iş kolaylaşır. Akşam çalışma masasını hazırlayın: kitabı açık, kalem hazır, telefon başka odada. Ertesi sabah karar vermeye gerek kalmaz.
Belirsizliği kaldırın. “Tezi yazacağım” belirsizdir ve bu yüzden korkutucudur. “Giriş bölümünün ilk paragrafını yazacağım” belirli ve korkutucu değildir. Sonuç üretmeyen tek bir işlem, çalışma niyetini diriltir.
Zamanlayıcı kullanın. 25 dakika çalışıp 5 dakika mola verin (Pomodoro). Sayacı görünür tutmak, devam etme kararını her seferinde yeniden vermenizi sağlar. “Bugün ne kadar çalışacağım?” sorusunu ortadan kaldırır.
Doyurmayı öteleyin. Prokrastinasyonun gizli sebebi çoğu zaman “acıktan kaçınma”dır. Üst üste öğle yemeği yemek, yorgunken ders çalışmaya çalışmak ve buna “irade eksikliği” demek, yapılan şeyi tamamen yanlış teşhis etmektir. Doyduktan sonra oturduğunuzda süreç kendiliğinden hızlanır.
Uğraşmayı taşıyın. Tamamen bırakmak yerine “bir sonraki eylemi yaz” yöntemi: kapatmadan önce dosyayı kapatın ama bir yere “sırada şu var” diye not alın. Ertesi başlangıçta ne yapılacağı belli olduğu için sürtünme düşüyor.
Yüzde hesabı yapmayın
Erteleme, “Ne kadar kaldı?” sorusuna takıldığında daha da güçlenir, çünkü cevap görünmezdir. İşi parçalara bölün: “3 saatlik bir iş” değil, “25 dakikalık üç oturum”. Kalan süreyi düşünmek yerine sıradaki tek adımı düşünün.
Sonuçta erteleme bir karakter zaafı değil, sistem tasarımı problemidir. İşin yapılmadan önceki ilk adımı iki dakikalık ve kesintisiz olacak şekilde tasarlayın. Gerisi, çoğu zaman, kendiliğinden gelir.
Erteleme mi, tembellik mi
İkisini ayırt etmek için basit bir test var: aynı işi yaptığınızda keyif alıyor musunuz? Eğer iş sıkıcı ama sonrasında rahatlatıcıysa, bu ertelemedir. Eğer işten hiç keyif almıyorsanız ve hiç yapmadığınızda da rahatlamıyorsanız, ortada başka bir şey olabilir. Kimlik krizi, mesleki belirsizlik veya tükenmişlik erteleme görüntüsüyle ortaya çıkabiliyor ve bu durumda zaman yönetimi teknikleri işe yaramıyor.
Kendi kendinizi test edin
Şu üç soruyu yanıtlamak, sorunun hangi türde olduğunu göstermeye yardımcı olur:
1. Ertelediğiniz işlerin büyük kısmı hangi türde? Hepsi zor ve kaygı verici işlerden oluşuyorsa, sorun iş seçimidir.
2. Ertelediğiniz işleri yapmadığınızda keyif alıyor musunuz? Keyif alıyorsanız sorun alışkanlıktır ve zaman yönetimiyle çözülür.
3. Bu işi yapmayı gerçekten istiyor musunuz? İstemiyorsanız, erteleme bir belirtidir; işin kendisi gözden geçirilmelidir.
Üçüncü sorunun cevabı “hayır” olduğunda, sorun erteleme yöntemi değil, mesleğin kendisidir. Bu durumda planlama teknikleri işe yaramaz; ne yapılması istendiğinin netleştirilmesi gerekir.
















Yorum gönder